Keyifle İzleyebileceğiniz 20 Muhteşem İspanyolca Film

İspanyolca öğrenirken, İspanya ve Latin Amerika kültürü hakkında bir şeyler öğrenmeye çalışırken ya da sırf güzel filmleri izlemeyi sevdiğiniz için hazırladığım bu 20 filmlik koleksiyondaki muhteşem filmleri izleyebilirsiniz.

1. Kapan (La habitación de Fermat) (2007)

Kapan (La habitación de Fermat) (2007). Fragman için tıklayın. İspanyolca altyazı ile izleyerek İspanyolca öğrenme maceranıza katkı sağlayabilirsiniz.

Vikipedi’den:

“Kapan (İspanyolca özgün adıyla La habitación de Fermat, Türkçesi Fermat’ın Odası), yönetmenliğini ve senaristliğini Luis Piedrahita ile Rodrigo Sopeña’nın üstlendiği, gerilim ve gizem türlerindeki 2007 çıkışlı İspanyol filmi. Başlıca rollerinde Alejo Sauras, Elena Ballesteros, Lluís Homar, Santi Millán ve Federico Luppi’nin yer aldığı film; kendilerine gönderilen mektuplarla bir eve davet edilerek bir bulmacayı çözmesi istenen üç matematikçi ile bir mucidin, duvarları giderek daralan bir odada kapan kısılması ve odadan kurtulmak için bulmacayı çözmeye çalışmaları sırasında yaşananları konu almaktadır.”

2. Davetsiz Misafir  (Contratiempo) (2016)

Davetsiz Misafir (Contratiempo) (2016). Fragman için tıklayın. İspanyolca altyazı ile izleyerek İspanyolca öğrenme maceranıza katkı sağlayabilirsiniz.

Keyifle izleyebileceğiniz, sonunda sizi şaşırtacak bir gerilim filmi. Filmin çekimlerinin bir kısmı Barselona’da, bir kısmı da olağanüstü güzel Vall de Núria’da yapılmış.

3. İçinde Yaşadığım Deri (La piel que habito) (2011).

Bir Pedro Almodóvar filmi önermemek için üç hafta direndik ama bu hafta direncimizi kırıyoruz ve Antonio Banderas ve Elena Anaya’nın baş rollerini paylaştığı ve son derece ilginç bir konuya sahip İçinde Yaşadığım Deri filmini öneriyoruz.

4. Metot (El método) (2005).

Bizi iş dünyasının vahşi doğasına götüren bir film izlemek ister misiniz? “İnsan insanın kurdudur” felsefesinden hareket eden bu film, iş bulma mücadelesinde insanların nelere katlanabildiğini biraz komikleştirerek, biraz oyunlaştırarak anlatıyor.

5. Pazar Hastalığı (La enfermedad del domingo) (2018).

Yüksek sınıftan bir kadın ve onun yıllar önce terk ettiği kızını bir araya getiren bir sessiz ve güçlü bir sır. Çekim yöntemleri, sinematografik öğeleri ve konusuyla biraz Nuri Bilge Ceylan’ın “Ahlat Ağacı” filmini hatırlatan hoş ve dramatik bir film.

6. Kasım (Noviembre) (2003).

Var olan düzeni Tiyatro Kumpanyalarını sokağa taşıyarak dünyayı değiştirmeyi amaçlayan ilkeli insanların hikayesini ilginç bir anlatım diliyle anlatan güçlü mesajlı ve sürpriz sonlu bir film.

7. İçimizdeki Deniz (Mar adentro) (2004).

Vikipedi’den:

Ramon Sampedro, denize ve yüzmeye tutkuyla bağlı genç bir adamken geçirdiği bir kaza sonucu yıllardır boyundan aşağısı felçli olarak yatağa mahkûm bir yaşam sürdürmektedir. Bu şekilde yaşamın bir işkence olduğunu düşündüğünden ötanazi istemektedir. Ona göre ölmek, bu durumdaki biri için yeniden özgür olmanın tek yoludur. Oysa, ülkesinin yasaları ötanaziye karşıdır. Sampedro’ya aşık olan Rosa, sevdiği adama istediği özgürlüğü verecektir. Film, insanın yaşam hakkı kadar ölüm hakkına da sahip olması gerektiği üzerinde durur. “Biçimsiz ve bozulmuş bir bedenin bekçisi olan bir insan için, yani benim için, saygınlık nedir? Ben, hayatı, özgürlüğü seven çoğu insan gibi, yaşamanın bir hak olduğuna, ama bir mecburiyet olmadığına inanıyorum.”

8. Güneşli Pazartesiler (Los lunes al sol) (2002).

Fernando León de Aranoa’nın yönettiği Güneşli Pazartesiler filmi İspanya sinemasında artık bir klasik olarak yerini almıştır ve Türkiye’de de en çok bilinen İspanyol filmlerinden biridir. Önermesek olmazdı.
Film, Vigo’da işten çıkarılan orta yaşlı işçilerin bir yandan işsizlikle mücadelesini, bir yandan da yaşamın anlamını sorgulayışlarını sakin ve şiirsel bir dille ele alıyor.

9. Yağmuru Bile (También la lluvia) (2010).

Başka bir hak mücadelesiyle devam edelim. Bu seferki su hakkında. 
Anlatım tekniği son derece ilginç olan Yağmuru Bile için film içinde film diyebiliriz.
İlk hikaye katmanında, Gael García Bernal (gerçek adıyla oynuyor) ve ekibi Kristof Kolomb’un Güney Amerika’ya ilk “gelişi” hakkında bir film çekmek için Bolivya’ya gider. İkinci katmanda ise filmi çekmek için gittikleri yerde, tüm içme sularının özelleştirilerek Amerikalı bir şirkete satıldığını öğreniriz, bunun için ciddi bir mücadele sürmektedir. Ekip kendini bu mücadelenin ortasında bulur.

10. Gözlerindeki Sır (El secreto de sus ojos) (2009).

2010 yılında en iyi yabancı film dalında Oscar kazanan, Juan José Campanella imzalı son derece sürükleyici bir Arjantin filmi. Anlatım tekniği, çekim yöntemleri ve kurgusu ile izlemesi son derece keyifli bir film.

11. Biutiful (2010).

“Biutiful, yönetmenliğini Alejandro González Iñárritu’nun yaptığı 2010 yılı Meksika-İspanya yapımı filmdir. Filmin başrolünde Javier Bardem oynamaktadır. Filmin ismi Biutiful, İngilizce beautiful kelimesinin İspanyolca telaffuzundan kaynaklanmaktadır.” – Vikipedi

Pembe çizilmiş bir Barselona yaşamı için Woody Allen’nın “Barselona, Barselona” (Vicky Cristina Barcelona) filmini, bunun tam tersi bir perspektif için  Iñárritu’nun “Biutiful” filmini izleyebilirsiniz. Bonus, ikisinde de Javier Bardem var!

12. Hücre 211 (Celda 211) (2009).

“Celda 211” gerilim düzeyi yüksek, güçlü kurgulu ve son derece etkileyici bir hapishane Yönetmenliğini Daniel Monzón yaparken başrollerini Luis Tosar ve Alberto Ammann üstlenmiştir.
İzlerken Casa de Papel dizisini anımsatan bu filmi Netflix’te de bulabilirsiniz.

13. Çilek ve Çikolata (Fresa y Chocolate) (1993).

Bu hafta Küba sinemasının klasik filmlerinden biriyle karşınızdayız.
Küba’da Komünist Parti üyesi, sosyoloji okuyan bir öğrenci ile eşcinsel bir sanatçının karşılıklı olarak birbirlerine karşı önyargılarını yıktığı, empatiye ve anlamaya çalışma çabasına dayalı son derece başarılı bir film. Birçok önemli film festivalinden ödülle dönmüştür.

14. Pan’ın Labirenti (El laberinto del fauno) (2006).

“Pan’ın Labirenti” Türkiye’de en çok tanınan İspanyol filmlerinden biri.

Vikipedi’deki film açıklaması:
 

“10 yaşındaki Ofelia, hamile ve hasta olan annesiyle birlikte 1944 yılında İspanya İç Savaşı sonrası yüzbaşı olan üvey babasının yanına taşınır. Ofelia ve annesinin yeni taşındıkları bu ev aynı zamanda orman içinde bir karakoldur ve arka bahçesinde esrarengiz bir labirent vardır. Labirentin içerisindeki Pan adındaki gerçeküstü bir yaratık, küçük kızın tüm yaşamını değiştirecektir.

Film, fantastik bir kurguyla İspanya İç Savaşı‘na ait gerçekçi ve siyasi bir arka planı birlikte başarıyla işlemiştir. Javier Navarrete’in hazırladığı müzikler ve soundtrack albüm de büyük ilgi görmüştür.

Yabancı film dalında 3 Akademi Ödülü sahibi olan film, yerli ve yabancı çeşitli festivallerden 68 ödül almış ve 58 ödüle de aday gösterilmiştir. Bu özelliğinden dolayı son dönem İspanyol sinemasının en başarılı filmlerinden biri olmuştur. Ayrıca film, yılda 42.6 milyon dolar kazanarak Guinnes World Records 2008 kitabına geçmiştir.”

15. Paramparça Aşklar Köpekler (Amores perros) (2000).

Meksikalı yönetmen Alejandro González Iñárritu’nun 2000’de çektiği ilk uzun metrajlı film “Paramparça Aşklar Köpekler”, Meksika’nın sert ve acımasız atmosferine ayna tutuyor.

Vikipedi’deki film açıklaması:

“Film Meksiko‘da geçen ve buluşma noktaları bir trafik kazası olan üç farklı hikâyeyi anlatır. İşsiz genç Octavio, ağabeyinin karısı Susana ile evden kaçarak uzaklarda yeni bir hayat kurmayı istemektedir. Köpeği Cofi’yi kaçması için gerekli parayı toplamak için dövüştürür. Uysal bir ev köpeği olan Cofi usta bir dövüşçüye dönüşür. Kardeşinin karısı ile yaşadığı aşk ve soyguncu ağabeyi ile sorunları giderek karmaşık bir hâl alır.”

16. Motosiklet Günlüğü (Diarios de motocicleta) (2004).

Ernesto “Che” Guevara’nın gençliğinden kesitler sunan ve aynı isme sahip kitaptan ilham alarak çekilen bir yol filmi.

Vikipedi’den:
“Motosiklet Günlüğü (Orijinal adı: Diarios de motocicleta), genç Ernesto “Che” Guevara ve arkadaşı Alberto Granado’nun 1950’li yıllarda Güney Amerika’yı dolaşmalarını konu alan biyografik film. Guevara daha sonra Marksist bir devrimci olmuştur, film henüz genç Guevara’yı ele almakta ve doğrudan politik görüşlerine fazla yer vermemektedir.

Bu film Arjantin, Fransa, Almanya, Peru, Şili ve Birleşik Devletler ortak yapımıdır. Ernesto Guevara rolünü Meksikalı genç oyuncu Gael García Bernal, Alberto Granado rolünü Arjantinli Rodrigo de la Serna oynamıştır. Filmi Brezilyalı Walter Salles yönetmiştir. Senaryo Guevara ve Granado`nun günlükleri üzerine kurularak Jose Rivera tarafından yazılmıştır. İlk gösterimi Sundance Film Festivali`nde yapılmış daha sonra bütün dünyada gösterime girmiştir.”

17. Türk Tutkusu (La pasión turca) (1994).

Belli bir yaşın üzerindeki İspanyollar “Türkiye” ve “Türk” sözcüklerini duyduklarında akıllarına ilk bu filmden sahneler geliyor ve Türkiye’yi ziyaret etmemişlerse veya Türkiyeli arkadaşları yoksa ülkemize dair (ön)yargıları kısmen bu film ile oluşmuş.
Aynı isimli bir kitaptan uyarlanmıştır.

18. Yol (El Camino) (2010).

Yukarıda bahsettiğimiz gibi bu hafta Camino de Santiago’yu anlatan hoş bir film seçtik. Bu filmden ve Pablo Coelho’nun kitabından sonra bu yolu yürüyüp “hacı” olmak isteyenlerin sayısının son derece artırttığını belirtmek isteriz. Filmin orijinal dili İngilizce olsa da film bir İspanyol yapımı ve İspanya’da geçtiği için birçok yerde İspanyolca konuşmalar duyacaksınız. Bu kültürü anlayabilmek için film İngilizce olsa da izlemenizi tavsiye ederiz.

19. Ananı Da! (Y Tu Mama También) (2001).

Vikipedi’den:

“Ananı Da (İspanyolca: Y tu mamá también), 2001 Meksika yapımı Alfonso Cuarón filmidir. Yönetmenin senaryosunu Carlos Cuarón ile birlikte yazdığı film, iki delikanlının, yirmili yaşlarının sonlarında bir kadınla çıktıkları yolculuğu konu alan bir büyüme hikâyesidir. Başrollerini Meksikalı aktörler Diego Luna ve Gael García Bernal ile İspanyol aktris Maribel Verdú paylaşmıştır. Film, 1999 Meksikasının politik ve ekonomik gerçeklerini, özellikle de kesintisiz 71 yıl boyunca devlet başkanlarının Kurumsal Devrimci Parti’den çıkması geleneğinin sona ermesini ve Vicente Fox’un başını çektiği muhalefetin yükselişini gözler önüne serer.”

20. Kelebeklerin Dili (La lengua de las mariposas) (1999).

Manuel Rivas’ın Türkçeye de Kelebeklerin Dili olarak çevrilen öykü kitabından (İspanyolca orijinalinin adı “¿Qué me quieres, amor?”) uyarlanan Kelebeklerin Dili, okula gitmeye korkan bir çocuk ile öğretmeni arasındaki ilişkiyi İspanya İç Savaşı’nın hemen öncesindeki bir ortamda ilginç bakış açılarıyla anlatıyor.

İspanyolca filmler listesi arayanlar için güzel bir koleksiyon olmuştur umarım. Sitemizdeki diğer blog yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir